İslami bankacılık

İslami bankacılık, faaliyetlerini şeriat kurallarına göre yürüten ve faiz (riba) yasağı nedeniyle paradan para kazanmak yerine parayı reel ekonomiye yatırarak kâr/zarar ortaklığı esasına dayanan bir finans sistemidir. Modern anlamda ilk kez 1970'li yıllarda, petrol fiyatlarındaki artışla Körfez ülkelerinde biriken sermaye sayesinde ortaya çıkmış; ilk yöntemler olarak mudaraba (emek-sermaye ortaklığı) ve müşareke (sermayeye katılma) kullanılmıştır. Bu sistem, başta Körfez bölgesi (Abu Dabi, Bahreyn, Katar vb.) ve Uzak Doğu (Malezya, Endonezya) olmak üzere dünyada yayılmış, hatta Londra merkezli Batı piyasalarında konvansiyonel bankaların alt birimleri de bu esasa uygun işlemler yapmaya başlamıştır. Sistemde önceden belirlenmiş bir kâr yoktur; bankalar, murabaha (maliyet üzerine kâr ekleyerek vadeli satış), icare (kiralama) ve müşareke gibi yöntemlerle projeleri finanse ederken, yatırımcıların para kaybetme riski de bulunmaktadır. Ancak Türkiye, özellikle ilk iki bölgeyle kıyaslandığında İslami finansmanda hızlı ilerleme kaydedememiş ve yalnızca sukuk (İslami tahvil) alanında gelişme gösterebilmiştir.