Toprak reformu

Toprak reformu, hükümetlerin tarımsal arazileri büyük toprak sahiplerinden alarak onları işleyen köylülere dağıtmasıdır ve tarih boyunca derin siyasi sonuçlar doğurmuştur; örneğin MÖ 133 yılında Tiberius Gracchus'un önerdiği arazi yasası, Roma Cumhuriyeti'nin çöküşüne yol açan sosyal savaşları tetiklemiştir. Bu reformların en yaygın tetikleyicilerinden biri, vergiden muaf kilise ve manastırların devasa arazilere sahip olmasıdır; nitekim 718'de İspanya'da Hürr bin Abdurrahman, müslümanlardan alınan toprakları Hristiyanlara dağıtarak buna erken bir örnek oluşturmuştur. Çağdaş dönemde ise 1910'lardaki Meksika Devrimi'nden Küba'ya, Bolivya'dan Komünist Çin'e kadar pek çok ülkede uygulanmış; özellikle Afrika ve Arap dünyasında sömürgecilik izlerini silmek için popüler olmuş ve II. Dünya Savaşı sonrası Tayvan, Güney Kore gibi Doğu Asya ülkelerinin kalkınmasında önemli rol oynamıştır. Ancak toprak reformunun tanımı, devlet çiftlikleri gibi kolektif mülkiyet biçimleriyle karışabilir; ayrıca Deng Xiaoping'in reformları sonrası Çin'de yeniden büyük toprak sahiplerinin ve topraksız köylülerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Türkiye'de ise cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk döneminde topraksız halka toprak dağıtmak amacıyla çıkarılan kanun çeşitli sebeplerle uygulanamamış; II. Dünya Savaşı sonrası ve 1970'lerde tekrar gündeme gelse de kayda değer bir ilerleme sağlanamamıştır. Bu nedenle toprak reformu, toplumsal adaleti sağlama vaadiyle dünya siyasetinin en tartışmalı ve etkili konularından biri olmaya devam etmektedir.