Kanada'da insan hakları

1948'de İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'ni imzalayan Kanada, bu taahhüdünü yasalarına yansıtmak için Anayasal Haklar ve Özgürlükler Şartı, İnsan Hakları Yasası ve İnsan Hakları Komisyonu gibi dört temel mekanizma geliştirmiştir. Ülke, LGBT hakları alanında öncü adımlar atmış ve 1969'da eşcinselliği, 1992'de orduda eşcinselliği, 2003/2005'te ise eşcinsel evliliği yasallaştırarak bu konuda heteroseksist ayrımcılığın bulunmadığı nadir ülkelerden biri olmuştur. Buna karşın, günümüzde de Kanada'nın en önemli insan hakları sorunu olarak görülen yerlilere karşı sistemik ırkçılık ve bu halklara yönelik etnik ihlaller sürmektedir; örneğin II. Dünya Savaşı sırasında Manhattan Projesi'ne radyum/uranyum cevheri taşımaya zorlanan Deline'deki Sahtu'lar, radyasyona maruz kalarak yetişkin erkek neslini kaybetmiş ve köy "Dullar Köyü" olarak anılır olmuştur. Yine 1949'da Ahiarmiutların zorla tehçiri ve 1953'te Nunavik İnuitlerinin Yüksek Arktik Tehçiri (verimli Inukjuak'tan verimsiz Resolute Bay'e binlerce kilometrelik zorunlu göç) gibi olaylar, yanlarıada insan hakları eleştirilerinin temel örneklerini oluşturur; hükümet ancak 57 yıl sonra, 2010'da, bu tehçir için özür dilemiştir. Kanadalılar, bu trajik olayların yanı sıra engellilere yönelik hak ihlalleri ve çeşitli ayrımcılık türleriyle de mücadele etmeye devam ederken, kültürel çoğulculuk alanındaki başarılarına karşın "gelişmiş ülkeler" arasında yer almaya devam eden bir ülke görünümündedir.